20.02.2006
Alevilik’te geleneksel olarak kabul görmüş
ilkelerinden birisi de “YOL CÜMLEDEN ULUDUR.” ilkesidir. Ancak görünen o ki, günümüzde kişisel ve kurumsal egolarımız, ideolojik görüşlerimiz ön plana geçmeye başlamış, gerek bize gerekse, yolumuza zarar verme aşamasına gelmiş bulunmaktadır. Bu kısa yazımızda Yolumuzun kişisel çıkarlarımızın üstünde olması gerektiği gerçeğinden hareketle, bazı değerlendirme ve uyarılara yer verilecektir. Aleviliğin geçmişten bugüne uzanan yaşamöyküsü engelli bir koşuya benziyor. Zaman zaman engellerle karşılaşan bu ULU YOL her ne şekilde olursa olsun, bir yol bularak kendisini var etmesini biliyor. Tarihe baktığımızda diyoruz ki, bu dün böyle olduğu gibi, bugün de böyle ve gelecekte de böyle olacak.






Hazret-i Sultan gibi lakablarla anılan Ahmed Yesevi tarafından kurulmuş olan Yesevi Yolu, tarihsel süreç içerisinde Orta Asya başta olmak üzere Türklerin yayıldığı coğrafyalara doğrudan veya dolaylı olarak etkilerde bulunmuştur. Böylece Yesevilik ya başka adlar altındaki sufi tarikatleriyle yaşamayı sürdürmüş veya başka tarikatları ayin ve erkan bakımından etkilemiştir. XX. Yüzyıla gelindiğinde Orta Asya’da faal olan ve Yesevilikle bağlantılı denilebilecek dini topluluklar Laçiler ve Saçlı İşanlar olmak üzere ikiye ayrılabilir. Bu toplulukların yoğunlaştığı bölge Fergana Vadisi olarak bilinmekte olup Orta Asya’da İslam denilince ilk akla gelen bölge olmaktadır. Bunun nedeni ise bölgenin tarihinde ve sosyo-ekonomik yapılanmasında aranmalıdır. 

