
ANADOLU'DA YAŞAYAN DERGAHLAR
Sivas - Samsun - Amasya - Tokat - Çorum - Yozgat
Eraslan DOĞANAY (Hubyar Ocağı Dedelerinden)
Not: Eraslan Dede "Tecellasıyla, Temennasıyla, Kuzusuyla, Kurbanıyla, Cemiyle" Alevi inancını, erkanını yürüten Hubyar ocağına mensup bir dedemizdir. Kendisi Ocağı ve o çevredeki diğer Dergahlarla ilgili yıllardır gördüklerini yaşadıklarını bu kitapta sunmuştur. Biz burada bu kitabın bir bölümünü ilgilenen Araştırmacılar ve Canlarımız için sunuyoruz. Ayrıca dileyenler bu kitabı aşağıdaki isteme adresi ve Can yayınlarından edinebilirler
İsteme Adresi: Gaziosmanpaşa 50.
Yıl Mahallesi
ÖNSÖZ
Bilindiği üzere Anadolu’da
Alevilik konusu ne yazık ki bu güne kadar ihmal edilmiş, Anadolu ve Balkanlar’da
yüzyıllardır “Alevi, Bektaşi” sözcükleri adeta bir tabu şeklinde varlığını
sürdürmüştür. Bu sözcüklere kötü anlamlar yüklenmek suretiyle halk sindirilmek
istenmiş, dahası bu konular siyasete alet edilmiştir. Dedikodularla ve kulaktan dolma
bilgilerle Sünni halk Alevi, Bektaşi, Kızılbaş ve Rafızi diye anılan güzel Anadolu
insanlarına karşı kışkırtılmıştır. Bunun sonucunda daha sonra tarihe kara birer
leke olarak geçen Çorum, Maraş, Sivas ve Gazi Mahallesi Olayları gibi utanç verici
olaylar yaşanmıştır. Ancak artık eskiye oranla kimliklerini çok daha rahat
ifadelendirebilen Aleviler baskılarla ve yaşanan hızlı sosyal değişim sürecinde
unutmaya başladıkları inançlarını, kültürlerini yeniden keşfettiler. Her ne kadar
bu keşif ağır aksak ilerlese de bu keşif bugün de hala yaşanmaktadır.
Ancak önüne gelen kendine göre
Aleviliği çarpıttığı için insanların kafası da olabildiğince karışmıştır.
Özellikle akademik formasyona sahip kişilerce bu konuların iyi bir şekilde kaynak
taramaları ve alan araştırmaları yapılarak ele alınması zorunludur. Bunların yanı
sıra bu inancı, kültürü günümüze taşıyan Dedeler, Aşıklar ve Taliplerin
yüzyıllardır nesilden nesile aktardığı sözlü geleneğin de bir şekilde yazılı
hale geçirilmesi zorunludur. Bu geleneğin temsilcilerinden ve bu yolun, erkânın
yürütücülerinden Hubyar Ocağı Dedelerinden Eraslan Doğanay Anadolu’daki
gözlemlerine dayanarak bu değerli çalışmayı yapmış ve bu yörelerdeki Anadolu
Erenlerine ait büyük saygı gören ziyaretlere gitmiş ve buralara ilişkin değerli
geleneksel bilgiler sunmuştur. Anadolu’nun değişik bölgelerinde yapılacak bu tür
çalışmalara da büyük ihtiyaç vardır. Eraslan Doğanay Dede’ye hizmetleri kabul
olsun der, daha nice cemler ve cemaatler yürütmesini dileriz. Gerçeğe Hü.
İstanbul
2000
SUNU
Anadolu hangi ulustan hangi
inançtan hangi ırktan olursa olsun bütün inançlara bütün ermişlere bütün
kültürlere sahip çıkmış, kültür
beşiği olmuş. Anadolu dağlarında taşlarında buram buram maneviyat kokuyor.
İnsanlığa ışık tutmuş sahip çıkmış Nebilerine, Velilerine, Babasına,
Ermişlerine, Tekkelerine, Türbelerine, hep onları söylemiş cemlerinde sazları ile
beraber işte bu kültürden bu inançtan lokmalanarak çıktım yola. Hacı Bektaşi Veli
Hazretleri şöyle demiştir. Yaşayan insanlar için (bir nicelerinin canı ölür bir
nicelerininde teni ölür ve onlarki teni ölür ermişler ölmez yaşayacaktır) diyor.
İnsanlığa ışık tutan ermişler gönlümüzde inançlarımızda yaşıyor ve
yaşayacaktır. Anlamını vurgulamak istiyor. Hünkâr Hacı Bektaşı Veli.
Anadolu Türkü'nün dilini,
inançlarını, geleneksel ve töresel değerlerini unutturmayacak canlı dimdik bir tarih
olmuştur. Türkçe konuşup Türkçe deyiş, düaz söylemiş Anadolu insanı.
Şair Ali Şir Nevai, şöyle
söylemiştir. Türkçe'nin derinliklerine dolunca onsekiz bin alemden daha yüksek bir
alem göründü. Bu alemin gül bahçesine girdim. Gülleri feleğin güneşinden daha
parlaktı. Ama bahçe bakımsızdı yabani otlar bitmişti bu bahçede. Güllerin
dikenleri sayısızdı. İşte Anadolu Babaları Horasan'dan gelerek Orta Asya'dan gelen
Türklerle bütünleşip Türklüğü ve Türkçe'yi geliştirmişler. Bütün Orta
Asya'dan gelen Türkler Anadolu Babalarının çevresinde toplanmışlar, onları
önlerine Baba olarak kabullenmişlerdir. Şah Hoca Ahmedi Yesevi Anadolu Babalarını,
Horasan'dan Türk'lüğü geliştirip Orta Asya'dan gelen Türklere sahip çıkmak için
görevlendirmiştir. Hoca Ahmed Yesevi dergahında ders görmüşler, Lokmanı Perende
hocalıklarını yapmış onları Anadolu'ya irşadçı olarak göndermişlerdir.
Onlar bilimsel eğitim ve
öğrenim savunucusu olmuşlardır. Dört Kapı Kırk Makam düsturunu ele alıp Tanrı
aşığı ve insanlık dostu olup yüce Tanrı'nın sevilmesini tüm doğanın tüm
yaradılmışların sevilmesi için hizmet etmişlerdir. 13-14 . yüzyılda Anadolu'da ki
düşünceler birbiri ile çatıştı. Ancak ne olursa olsun bağnazlığa gericiliğe
sıcak bakılmadı. Özellikle İslam bağnazlığına Arap kültürüne cephe alındı.
Kayı Boyu yöneticileri
beyliklerinin kuruluşunda kesinlikle bağnazlığa yer verilmedi. Kayı Boyu
yöneticileri Horasan'dan gelen Anadolu babalarıyla bütünleşip onların görüş ve
düşüncelerini benimseyip Dört Kapı Kırk Makam yolunda bütünleşmişlerdir. Ele
ele, el Hakka inancı için kenetlenmişlerdir.
Kayı Boyu beyliklerine bağlı
göçmen Türkmenler şu yörelere yerleşmişlerdir. Ermenek'te Karamanoğulları,
Burdur'da Hamit oğulları, Antalya ve Sivas'ta Teke'liler, Muğla ve Fethiye'de Menteş
oğulları, Denizli'de İnanç oğulları, Manisa'da Saruhanlı oğulları, Balıkesir'de
Karesiler, Kütahya'da Germiyan oğulları, Kastamonu'da Candaroğulları, Beyşehir'de
Eşref oğulları, Sivas'ta Beydili'ler Tokat Ve Yozgat'ta Bozok Türkmen'leri
yerleşmişlerdir. Anadolu Babalarından sonra Hünkâr Hacı Bektaşı Veli Horasan'dan
Anadolu'ya gelip ilk önce Sivas'ta kardeşi Menteş'in yanına uğradı burada geniş
boyutlu görüşmeler yaptı.Anadolu babalarını yanına isteyerek Anadolu'da
Türklüğün yürümesi için gayret sarfedeceklerini çalışma şekillerini anlattı.
Hoca Ahmed Yesevi'nin buyruklarını söyleyerek gönül aşklarının olduğunu bildirdi.
Anadolu Babaları niyaz alıp niyaz verdiler. Hocalarının selamını aldılar. Hacı
Bektaş-ı Veli'nin gelmesiyle, Anadolu
Babalarında daha rahatlık oldu. Hacı Bektaşı Veli'yi öncüleri olarak kabullendiler,
bütün çalışma yöntemlerinin merkezi durumuna getirdiler. Hacı Bektaşı Veli,
Amasya'ya Merzifon'a uğradıktan sonra kardeşi Menteş'le beraber Kayseri'ye
uğradılar. Kardeşi Menteş Sivas'a geri döndü. Hünkâr Hacı Bektaşı Veli, Hacı
Bektaş kazasına gelerek oraya yerleşti. Halk topluluklarını bir arada tutan en
önemli sebeplerden birisi de dildir. İnsanoğlu konuşarak anlaşarak birbirine
yaklaşır. Dost olur, akraba olur, arkadaş olur, sosyal olaylarla da ekonomik kurumlarda
kültürel faaliyetlerde gücünü göstermeye çalışır birbirleriyle kaynaşır.
Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bektaş'a gelince tekrar geniş kapsamlı bir
toplantı yapmak ihtiyacı görerek, Anadolu babalarını, Horasan pirlerini biraraya
toparlayarak Dört Kapı Kırk Makam hizmetlerini Türk boyları ile beraber yürütüp en
büyük Türk'lük kaynaşmasını kenetleşmesini burada başlatmıştır.
Kırklar hizmeti bittikten sonra
şöyle demiş, Hünkâr Hacı Bektaşı Veli: "Ey erenler Allah, Arapça'dan,
Farsça'dan anlar mı?." Tüm erenler hep bir ağızdan "anlar ya
Hünkârım" diye cevap verdiler. O zaman Hünkâr Hacı Bektaşı Veli şöyle
söyledi: "Türkçe konuşup bütün ibadetler, bütün kültürler, Türkçe
yapılacaktır" diye söyledi.
Bu birlikten sonra herkese ayrı
ayrı görev vererek vazifelendirdi. Herkesin yerleşim yerini pekiştirdi. Şöyle
söyledi Hünkâr Hacı Bektaşı Veli: "Ey erenler hizmetimiz zor ve çok güzel,
bir çırak yakıp bin çırak uyaracaksınız, yolunuz açık olsun" dedi. Tüm
erenler "Allah, Allah" deyip halkacık olup niyaz alış verişinde bulundular
ikrarlaşıp kabullendiler.
Anadolu Babalarının yerleşim
yeri tekrar Hacı Bektaş Veli tarafından pekişmiş oldu. Baba İlyas, Baba İshak
Amasya, Ali Baba'yı Sivas'a, Hubyar Baba Hafik'in Hubyar Köyüne, Keçeci Baba'yı,
Erbaa'nın Keçeci köyüne, Piri Baba'yı Merzifon'a, Koyun Baba'yı Çorum'un Osmancık
Kazasına yerleşmelerini uygun gördü.
Anadolu Babalarını kucaklayan
Türkler kendilerini pir edindiler. Mürşit edindiler. Yunus Emre Ahi Evrenle
bütünleşip “El ele el Hakka” parolası ile geniş çalışmalar yaptılar.
Anadolu'ya bakıldığında geniş
Alevi çevreleri Anadolu Babalarının olmaktadır. Hali hazırda nazlar niyazlar aktif
olarak Anadolu Babaları dedelerince ve taliplerinde yürüyor. Tekke, Türbe, Dergah
faaliyetleri geniş kapsamlı olarak bu dergahlarda kurbanlar kesilir, cemlerinde
hizmetler yürümektedir, görgüleri sorguları yoğunlukla yapılır.
Yazar ve araştırmacılar
şimdiye kadar Anadolu Babaları hakkında geniş kapsamlı araştırma yapmamışlardır.
Kitap haline getirmemişlerdir.
Sadece Amasya olaylarından
dolayı, Baba İlyas ve Baba İshak hakkında yazılar yazılıp kitapçıklar
çıkmıştır. Ali Baba, Keçeci Baba,
Hubyar Baba, Koyun Baba, Piri Baba durumu
hakkında geniş bir araştırma yapılmamıştır. Bu durumda üzülerek bu görevin bana
düştüğünü görev kabul ettim. Çevrede bulunan Anadolu Babaları çevresini yol
yürütme durumları içerisinde bulunup bildiğimden yabancılık çekmedim.
Tüm Anadolu Babaları
dergahlarına cemlerine giderek ilgili köylere vardım. Gayret ettim tüm kültürlerine
kadar ulaşmaya çalıştım. Muhabbetlerine katıldım görüş alış verişinde
bulunduk. Bu dökümanları toparladıktan sonra Cem Dergisi ile temas kurdum çok sağ
olsunlar bu araştırmalarımı yazmayı uygun buldular.
Hubyar Baba, Koyun Baba, Aziz Baba
hakkında araştırmalarımı yazdılar. Bunun yanında Anadolu'da bulunan bazı tekkeler
hakkında yazılarımı yazdılar. Kendilerine teşekkür eder çalışmalarında
başarılar dilerim. Anadolu Babaları dostlarına bu konuda merakı bulunanların göz ve
gönül sofralarına denizde damla örneği hizmet yapmayı başardımsa sadece kendimi
bir hizmet yapmış olarak kabul ederim.
Yazılarımı şu şekilde
bağlamak istiyorum maneviyatsız, inançsız, ilkesiz insan olmaz, güzel
kültürümüzü Türkçe'mizi yaşatalım. Bir toplumun kültürü yaşıyorsa o toplum
ayakta dimdik yaşıyor demektir. Yaşamıyorsa o toplum yok olup bitmiştir.
Türkçe deyişlerimiz olsun
Türkçe sazlarımız çalınsın ağızlarınız tatlı olsun gönülleriniz insanlık
sevgisi ile dopdolu olsun Allah Muhammed Ali Nebiler Veliler Evliyalar Dergahlar gönül
dolusu huzur versin. Saygılarımla niyazlarımla
ERASLAN
DOĞANAY - İSTANBUL
HUBYAR
1- HUBYAR BABA’NIN KİMLİĞİ, SOYU, YAŞANTISI:
HUBYAR Sultan Erdebil'den
gelmiştir. Safevilerden olup Şeyh Safi’nin soyundan gelen Şah Cüneyt soyundandır.
Babasının adı Muhyittin'dir. Dedesinin ismi ise Seyit Ahmet'tir. Hoca Ahmet Yesevi
soyundandır. (1200-1300)
HUBYAR’ın esas ismi Ahmet'tir.
Deyiş ve düvazlarında da Abdalım diye geçmektedir. Hubyar'ın kendine ait çok deyiş
düvazları vardır. Yazmış olduğum Anadolu Evliyası Kitabımda bunları yazmıştım.
Hubyar'a Muhipleri Hoca Ahmet diye sahip çıkarlar. Dede ismi benzerliğinden olup Hoca
Ahmet Yesevi denilir. Hazreti Musa-yı Kazım evlatlarından
olup, On iki İmam Ehlibeyt soyundan gelmektedir.
HUBYAR’ın, anne ismi İRFANDIR Yalıncak Baba Evlatlarındandır. Yalıncak Baba
ise HÜNKÂR HACI BEKTAŞ Dergahından lokma
alan Babalardandır. Ailesinin ismi ise Gönül Anadır.
Bu yaklaşımı Hünkâr ile
değerlendirme olarak anlatırsak HACI BEKTAŞ-I VELİ ile iç içe olmanın isbatıdır.
HUBYAR, eğitimini Şah Hoca Ahmet
Yesevi -Şah Lokman-ı Perendeden ders gördükten sonra Horasandan Anadolu Babaları olan
Sivas'ta ALİ BABA, Tokat Erbaa Keçeci Köyü’nde KEÇECİ BABA, Amasya da BABA İSHAK,
BABA İLYAS, Merzifon’da PİRİ BABA, Osmancık’ta KOYUN BABA ile Anadolu'ya
gelmişlerdir.
HUBYAR BABA’nın TÜRBESİ önceden Sivas'ın Hafik kazasının ismi ile
söylenen Hubyar Köyü idi.
Şimdi ise Tokat'ın Almus kazası
Hubyar Tekke Köyü oldu.
2- YERLEŞİM YERİ:
Hubyar Sultan coğrafi durumda
değerlendirecek olursak Anadolu ile Karadeniz'in yakın olmasını düşünmüş ve bu
yeri seçmiştir. Ayrıca aynı sülaleden olan Şeyh Cüneyt de Safeviler'den
gelmektedir. Hoca Ali'nin torunudur. Erdebil postnişinidir.
Trabzon'da da Rum Devletini yıkmaya
çalışmış sonra Şirvan Şahı ile yaptığı savaşta şehit olmuştur.
Hubyar Babanın asıl düşüncesi
Şeyh Cüneyt'in bıraktığı yerden devam edeyim diyerek Trabzon'un yakınlığını
düşünerek şimdiki yerini seçmiştir.
3- COĞRAFİ DURUM:
Yeşilırmak gözesi HUBYAR’ın
yerleşim yerinden başlar. Güneybatısından çıkan su KIZILIRMAK'a katışır.
İç Anadolu'nun en yüksek dağı
olan Tekeli dağı Hubyar'ın yaylası olmaktadır. İç Anadolu dağlarının en yüce
dağıdır. Denizden yüksekliği rakım olarak 2646 metre olarak geçer.
Tekeli Dağı ve Dokuzlar
Yaylasının her bir kaynağı bir pınar bir ırmaktır.
Her tarafı tutca kokar, menekşe
kokar, kekik kokar Hubyar'ın ve Hubyar Köyünün.
Bereket inmiş toprağına taşına
her tarafı öbek,öbek madımak dolu.
Bundan anlaşılıyor ki Hubyar
doğayı üretkenliği suyu havayı çok severmiş. Yerleşim olarak orayı özel olarak
Hünkâr Hacı Bektaş Veli ile beraber seçmişler.
Pir Sultan Otağı olan Yıldız
Dağı ile karşı karşıyadır. Tekeli dağı iki dost bir biri ile kucaklaşıyor
göğüslerine ellerini koymuş selamlaşıyor, niyazlaşıyor gibidirler.
4- EKONOMİ GÖRÜŞÜ:
Hubyar Sultan Dergahına inanan
insanlara önem verdiği kadar üretime de önem verirdi. Koyunları kuzuları vardı
yaylasında. Un öğütürdü değirmeninde. Sivas'ta, Ali Baba Dergahının unu buradan
temin edilirdi. Okul vardı Ali Baba Dergahında. Tüm Anadolu Babaları yardımcı
olurlardı. Okuyan öğrencilere yiyecek giyecek beraberce temin edilirdi. "Benim Makamım Kırklar Makamı Hulki Rıza
Makamı'dır. Sudan duru, sütten beyaz olun." derdi insanlara.
Hep insanlara koşardı, tarlada
tohum ekmesini öğretirdi, çift sürmesini öğretirdi. Güzel ve sağlam öküz
almalarını önerirdi. Öküzlere eziyet yapılmamasını önerirdi. Reçberler
öküzlere sıkça bakın derdi.
5- HUBYAR, HUBYAR BABA İSMİNİ KİMDEN ALDI?
Anadolu Babaları olan HUBYAR BABA -
ALİ BABA - KEÇECİ BABA - PİRİ BABA - KOYUN BABA - BABA İSHAK - BABA İLYAS Türklük
mücadelesini Hacı Bektaş Veli'den önce başlatmışlardır. Hacı Bektaş-ı Veli ile
aynı zamanda gelmişlerdir.1200-1300 yılları tarihleri arasındadır. Yanlız Hacı
Bektaş-ı Veli gelmeyince istenilen başarı olmadı. Şah Hoca Ahmet Yesevi HÜNKÂR'ı
ANADOLU'ya gönderdi. Arap Kültürü Anadolu'yu tamamen hakimiyeti altına almak üzere
idi. Hünkâr’ı ilk önce bağrına basan Anadolu Babaları olmuştur.
İşte o zaman 80 bin Rum Eri, 90
bin Horasan Pirleri Hacı Bektaş-ı Veli'nin etrafında toparlandılar. HÜNKÂR şöyle
söyledi: "Allah Arapça'dan anlar mı?", "anlar." "Hünkâr'ım
Farsça dan anlar mı?", "anlar Hünkâr’ım" deyince Hünkâr şöyle
seslendi: "Madem ki Allah Türkçe'den anlıyor, burası Türkiye. Türkler, Türkçe
konuşacak, hepimiz görev alacağız. Bir çırak yakıp bin çırak
uyartacaksınız" deyip her birisine ayrı ayrı görev verildi.
İçlerinde bulunan Hubyar Baba
Hünkarı Veliye şöyle söyledi. Hünkarım izniniz olursa, ben amcam Şah Cüneyt'in
bıraktığı yerden başlamak istiyorum.
"Beni Sivas'ın Teke
Aşiretinin, Beydili Aşiretinin, Bozok Aşiretinin yeri Tekeli’ye gönderin."
İşte Hubyarın bu sözü Hünkara
güzel geldi. Hünkar: "Sen Benim Hubyarımsın" diye Hubyara sarıldı ve
güzel yer olan Sultan Tekeli’ye gönderdi.
Hup demek; güzel yar demek. Sevgili anlamına gelir. Anadolu babaları Hünkârı bağırlarına bastılar. Hubyar
Baba’nın Horasan'ın Nişabur şehrinde doğduğu söylenmektedir. 1200-1300 tarihinde
Anadolu'ya geldiği tahmin ediliyor. Anadolu Babaları Hoca Ahmedi Yesevi ve Lokman-ı
Perende’den ders aldıktan sonra Anadolu'ya geldikleri anlaşılmaktadır.
6-HUBYAR BABANIN TALİPLERİ HAKKINDA
GÖRÜŞLER:
Hubyar talipleri genel olarak
Safeviler aşiretleri mensubu olmaktadır. Bu Aşiretler yerleşim olarak TOKAT - SİVAS -
AMASYA - YOZGAT - ÇORUM - KOYULHİSAR - BAYBURT - İSPİR - ERZURUM çevresinde aşiret
olarak isimleri Tekeli - Beğdili - Zulkadir - Avşar - Bozok - Kaçar Aşiretleri
olmaktadır. Orta Asya'dan gelen esas Türklerdir. Anadolu’da en geniş Alevi
çoğunluğunu Hubyar Muhipleri oluşturmaktadır.
Hatta eski dedelerimiz Rusya'ya
dedeliğe gittiklerini söylerdi, bunların zamanında yetişip duyduk, bizlere
anlatırlardı. Ayrıca Hubyar Dedeleri SAMSUN - ISPARTA - MANİSA'nın
AKHİSAR-ERZURUM-ŞARKIŞLA şehir ve köylerine dedeliğe gitmektedirler. Buralarda
Hubyar talipleri vardır.
HUBYAR DEDELERİ çok aktiftirler
hiç bir muhiplerini ilgisiz bırakmazlar. Her sene muhiplerini görüp sorarlar. Bizde
görülüp sormadan Cem'e gelinmez. Kurban yiyemezler Kurbandan önce insanın Kurban
olması sözü Hubyarlılarca geçerlidir.
Yazarlardan, Mehmet Yaman, Lütfi
Kaleli, Rıza Zelyut, Cemal Şener, Baki Öz, Alman yazar ve araştırmacı Valter Ruben
Tokat'ta bulunan Hubyara bağlı Aşiretlerin giysileri dahil olmak üzere genel
kültüründen hiç ayrılmadıkları Orta Asya’dan gelen Şaman Türkleri oldukları
arı Türkçe konuşup, öz Türk olduklarını yazarlar. Rahmetli Aşık Veysel aynı
aşiret soyundandır. Hubyarlıların Dede ocağı olan Üryan Hızır Talibidir. Hubyar
Sultan’ın piri olan Üryan Hızır’ın ziyaretgahı Tunceli ili Pertek ilçesi
Dorutay (Zeve) Köyü’nde bulunmaktadır. Buraya Anadolu’nun çeşitli yerlerinden
adak ve dilekler için ziyaretçiler yüzyıllardır gelmektedir.
O da bu Cemlerde muhabbetlerin
içinde yetişmiştir. Sazı, sözü, teli, mızrabı burada öğrenmiştir. Kendisine
“ruhun şad olsun bizler varız, yerinde rahat uyu deriz” gurur duymaktayız. Hubyar
aşiretleri hakkında yazar ve araştırmacı sayın Nejat Birdoğan'ın Alevilik
hakkında yazmış olduğu kitabının 213. sayfasında Sivas Üniversitesi
okutmanlarından sayın Kutlu Özen, Hubyara bağlı aşiretleri anlatırken yanlız Almus
çevresinde Hubyarlıların olduğunu yazıyor. Halbuki İç Anadolu’da en geniş
aşiret Hubyar aşiretidir.
İsteme Adresi:
Gaziosmanpaşa 50. Yıl Mahallesi
Esentepe 2425 Sokak No: 1 İstanbul
Tel: (0212) 619 29 90 - 668 83 80
Turhal Tel: (0356) 275 39 64
Cep: (0542) 893 08 28