|
Meşhur Kuyucu Murat Paşanın türbedarı gayet keyfin düşkün
bir Bektaşi imiş. Zevk aldığı keyif verici şeylerin vaktini bir dakika bile
geçirmezmiş.
Bir bayram arifesinde, akşama doğru Bektaşi türbedar keyif verici içeceklerini
hazırlamış. Rakısını, esrarlı sigarasını ve macun hokkasını önündeki sofraya
sıralamış. Tam sofraya oturacağı zaman içeriye saray adamlarından biri girmiş:
- Aman! Şevketli efendimiz türbeyi ziyarete geliyor, demiş.
Bunu duyan Bektaşi canı fena halde sıkılarak yerinden kalkmış, hazırladığı
şeyleri bir tarafa kaldırarak el pençe divan durup Padişahı beklemeye başlamış.
Biraz sonra, muhteşem bir alayla Sultan Mahmut gelmiş, türbeye girmiş. Adet
olduğu şekilde üç İhlas bir Fatiha okunduktan sonra Padişah oraya buraya göz
gezdirmeye başlamış. Türbedara dönerek :
- Her tarafı bakımsız buluyorum.
Dedikten sonra, emirler vermeye başlamış:
- Şu perdelerin tozunu al.
Türbedar derhal bir merdivene tırmanmış, perdelerin tozlarını almış.
- Şuralarda da örümcekler var.
Türbedar derhal tavan süpürgesine sarılmış, örümcekleri de almış.
- Mübarek zatın sandukası üzerindeki örtüler pek de karmakarışık. Şunları da
düzelt.
Türbedar derhal sanduka üzerindeki örtüleri indirmiş. Yeniden sermiş.
- Bu muhterem vezirin kavuğu da berbat bir halde. Çabuk, sarığı çöz de yeniden sar.
Alışkın olduğu keyif saatini geçirmiş. Fena halde sersemlemiş olan Bektaşi
türbedarın, artık sabrı tükenmiş ve demiş ki:
- A benim şevketli
Hünkarım! Bu herif de yarın bayram selamlığına yetişecek değil ya onu da yarın
yaparım |
|