|
Büyük mutasavvıf ve Pir-i
Türkistan, Hazret-i Sultan gibi lakablarla anılan Ahmed Yesevi
tarafından kurulmuş olan Yesevi Yolu, tarihsel süreç içerisinde
Orta Asya başta olmak üzere Türklerin yayıldığı coğrafyalara
doğrudan veya dolaylı olarak etkilerde bulunmuştur. Böylece
Yesevilik ya başka adlar altındaki sufi tarikatleriyle yaşamayı
sürdürmüş veya başka tarikatları ayin ve erkan bakımından
etkilemiştir. XX. Yüzyıla gelindiğinde Orta Asya’da faal olan ve
Yesevilikle bağlantılı denilebilecek dini topluluklar Laçiler ve
Saçlı İşanlar olmak üzere ikiye ayrılabilir. Bu toplulukların
yoğunlaştığı bölge Fergana Vadisi olarak bilinmekte olup Orta
Asya’da İslam denilince ilk akla gelen bölge olmaktadır. Bunun
nedeni ise bölgenin tarihinde ve sosyo-ekonomik yapılanmasında
aranmalıdır.
Fergana Vadisi’nde
yoğunlaşmış olan Laçi tarikatına mensup toplulukları başka
makalelerimizde ele aldığımız için burada değinmeyeceğiz.
(Yaman, 2004a, 2004b) Saçlı
İşanlar hakkında sınırlı sayıda Rusça kaynak dışında literatürde
ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Batıdaki ve Türkiye’deki konunun
uzmanları ise bu kolu A. Bennigsen’in çalışmaları ile
duymuşlardır. Bunların dışında pek bilgi bulunmamaktadır. Biz
burada gerek Sovyet dönemi kaynakları gerekse bölgedeki alan
çalışmalarımıza dayanarak Saçlı İşanlar hakkında bilgiler sunmak
istiyoruz.
Yesevilik
araştırmalarımız çerçevesinde Sovyet kaynaklarını
incelerken bazı araştırmacıların bu tarikatı Yesevilikle
ilişkili veya onun bir kolu olarak
sunmaları üzerine bu konu hakkında daha ayrıntılı bilgi edinme
ihtiyacı duymuştuk. İşte bu makale bu çalışmayla ortaya çıkan
bulguların giriş niteliğinde genel bir sunumu olarak görülmelidir.
Saçlı İşanlar (Rusça: Волосатых ишанов,
Kırgız Türkçesi: Çaçtuu Eşandar)
Fergana Vadisinde ortaya çıkmış ve bugün bize göre artık aktif
olmayan bir hareketin adıdır.
“Saçlı
İşanlar” adının ortaya çıkışı ile ilgili bazı yorumlar
bulunmaktadır. Mambetaliyev’e göre, “Saçlı İşanlar” tarikatının
üyeleri uzun çapan, başlarına börk giyip, torba asıp, saçlarını ve
sakal-bıyıklarını uzattıklarından “Saçlı İşanlar” diye
adlandırılmışlardır. (Mambetaliyev, 1966:
23) Sufilik uzmanlarından Demidov, Türkmenistan, Serahs’ta
eskiden kendini Saçlı İşan olarak ilan eden ve halk hekimliğiyle
uğraşan bir işandan söz etmektedir ki, bunun Fergana Vadisi’ndeki
Saçlı İşanlar tarikatının isimi ile bir benzerlikten öte bir anlam
taşımadığı açıktır.
(Demidov, 1978: 139)
Bennigsen,
Saçlı İşanlar’ı Orta Asya tarikatlarının en dinamik ve radikal
tarikatlarından biri ve Laçiler gibi Yesevilik’ten doğmuş bir
diğer kol olarak tanımlamaktadır.
(Bennigsen, 1988: 116; 2004: 59)
Petraş, ise onu Kadiri tarikatının bir kolu olarak
değerlendirmektedir. (Petraş, 1981: 81)
Saçlı İşanlar’ın
Yesevilikle olan bağlantısına ilişkin ise şu veriler
bulunmaktadır. Tarikat üyeleri arasında Ahmet Yesevi’nin “Divan-ı
Hikmet” adlı kitabı okunmakta, kendilerini onun müritleri olarak
saymakta ve kendilerine en kutsal ziyaretgah olarak Ahmet
Yesevi’nin Türkistan’daki ziyaretgahını görmektedirler. Yine
Yeseviliğin diğer tarikatlardan ayırıcı özelliği olan kadınların
da zikire katılması uygulamasını benimsemektedirler.
Bu verilere dayanarak Mambetaliyev, önceki çalışmalarından birinde
onun Yeseviliğin bir uzantısı olduğunu ifade etmektedir.
(Mambetaliyev, 1966: 11-12.) Daha sonra ise, bu tarikatın
yapılanmasındaki ayırıcı özelliğin, önceki Yesevi, Kadiri ve
Nakşibendi tarikatlarının işanları, kalpaları
ve müritlerinin karşı-devrimci birlikteliğine dayandığı şeklinde
biraz daha farklı bir görüş ileri sürmektedir.
(Mambetaliyev, 1972: 44) Hiç şüphe
yok ki bu hareketin önemli bir özelliği Sovyet ideolojisine karşı
örgütlenmiş olmasıydı. Bu örgütlenme biçimi bölgenin sosyal/dinsel
yapısının bir sonucu olarak asırlardır süren pir-mürit ilişkisine
dayalı ilişkiler ağına dayanmaktaydı. Hareketin yöneticileri aynı
zamanda işanlar yani dini önderlerdi. Bu durum Fergana Vadisi’nin
asırlardır kurumlaşmış dinsel yapısının doğal bir sonucuydu.
Burada İslam dininin örgütlenmiş değişik ekolleri olarak sufi
tarikatları, yaşamın her alanında düzenleyici roller üstlenen en
önemli kurumlardı. Saçlı İşanlar gibi oluşumların temelinin de
işte bu kurumsal altyapıya dayandığını söyleyebiliriz.
Çok gizli bir
örgütlenme ağına sahip olan Saçlı İşanlar tarikatı mensupları,
Ahmet Yesevi’yi pir olarak kabul etmekteydiler. Yesevi yolunda
olduğu gibi bu tarikatın da en önemli ritüeli zikirdir. Zikir
sırasında Ahmet Yesevi’nin Orta Asya halklarınca kutsal görülen
“Divan-ı Hikmet”inden “hikmet”ler okunur. Zikir uygulaması gerek
tarikatın yayılması gerekse tarikatın organize yapılanması
bakımından temel öneme sahiptir. Şöyle ki zikir ritüeli, gizlilik
gerektiğinde belli bir ibadethaneye ihtiyaç duymayan, evlerde
uygulanabilen, Saçlı İşanlar’ın resmi güçlerce izlenmesini
zorlaştıran bir özellik sağlamaktadır.
Saçlı İşanlar
grubuna tarikatlarda olduğu gibi İşan’a el vermek başka bir
deyişle mürit olmak suretiyle girilmektedir. Ancak bunun için
onun, İşan veya halifeler tarafından çeşitli sınavlara tabi
tutulması gerekmektedir. Bu sınavın temelinde ise pirin buyruğuna
itaat ve sır saklama yatmaktadır. Mürit olabilmenin yolu İşan veya
halifeler yanında hizmet ederken bu sınavı başarmakla mümkündür.
Böylece mürit tarikatın bütün sırlarına vakıf olmaya ve tarikatın
hiyerarşisine katılmaya hak kazanarak kendisine verilen görevleri
yerine getirmeye başlayabilir.
İncelediğimiz
kaynaklarda bu hareketin dinsel yönünden çok siyasal boyutu ön
planda gözükmektedir. Hiç şüphesiz bunun nedeni yürütülen rejim
karşıtı mücadele idi. Çünkü Fergana Vadisi’nde yaşayan yerli halk
Sovyet rejimini yabancı bir işgal gücü olarak görüyor ve Saçlı
İşanlar hareketi vb. hareketlerin içerisinde yer alıyorlardı.
Sovyet rejimini oldukça uğraştıran Basmacılar olarak bilinen
hareketin mensupları da aynı temel üzerinde ortaya çıkmışlardı.
Saçlı İşanlar ile ilgili
bilgi veren Sovyet ideolojisinin savunucusu yazarlardan
Mambetaliyev’e göre Saçlı İşanlar hareketinin amacı özetle, “...dinin
etkisinden hala çıkamayan, siyasi düşünceleri olmayan, sade
adamlardan çok sayıda mürit kazanmak, karşıdevrimci unsurları
birleştirmek ve Türkistan’daki Sovyet iktidarını yıkmaktı. Tarikat
ve onun işan halifeleri yurtdışına kaçmış ve kendi ajanları ile
sürekli haberleşerek Basmacıların, Körşirmat’ın, İslam Kurbaşının
Abdil-gaziz Maksum’un, Molla Dihkan’ın elindeki güvenilir adamlar
olarak hizmet etmişlerdir....”
Bu hareketi ortaya çıkaran nedenlerin esas olarak Çarlık rejimi
dönemiyle başlayan ve SSCB döneminde devam eden Fergana Vadisi’nde
varolan yerleşmiş sosyal yapıya ters uygulamalardan kaynaklandığı
anlaşılacaktır. Bu uygulamalar arasında Rusların, verimli ve nüfus
yoğun Fergana Vadisi topraklarına yönelik Rus nüfus yerleştirme
uygulamaları, çok yönlü olarak yürütülen din karşıtı ateizm
uygulamaları, eski sosyo-ekonomik yapının yerine komünist
üretim-tüketim ilişkileri modelinin uygulamaya konulması gibi pek
çok neden sayılabilir.
Komünist Sovyet
rejiminin din karşıtı politikaları ve dine karşı aldığı önlemler
tarikatlar şeklinde örgütlenmiş sufi çevrelerin faaliyetlerini
gizli olarak yürütmelerine neden olmuştur. Bu durum hem bu
gruplarla mücadeleyi zorlaştırmış hem de karşıdevrimci
faaliyetleri çok daha tehlikeli ve bilinemez bir hale sokmuştur.
Saçlı İşanlar adlı
tarikat da bu şekilde Sovyet rejimi ile mücadele eden dini
gruplardandı. Laçiler gibi bu topluluğun da tam kuruluş zamanı ve
kurucusu hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır.
Saçlı İşanlar
tarikatı mensuplarının 1917 Ekim Devrimine kadar sayılarının çok
az olduğu söylenebilir. Bazı kaynaklara göre 1880’li yıllarda
Ferganalı Kırgızlar arasında cihad düşüncesini yayan böyle bir
grup ortaya çıkmıştır. Özbekistan Devlet Arşivi belgelerine göre
Fergana Oblastı Savaş Gubernatörünün, Türkistan General
Gubernatörüne 1884 yılı 6 Martta yazdığı raporunda Aravan
bölgesinin Baybuta Köyü’nde kendisini “Şaçlı İşan” olarak
adlandıran bir kişiye rastlandığı ve Soh Vadisi’nde yaşayan
Kırgızlar arasında cihad düşüncesini yaydığı belirtilmektedir.
(Mambetaliyev, 1972: 44) Eğer bu
şahıs bu harekete adını veren “Saçlı İşan” adlı şeyh veya başka
isimli biri ama bu tarikatın lideri ise, Saçlı İşanlar hareketinin
Çarlık rejimi döneminden başlamak üzere ortaya çıktığı ancak
faaliyetlerinin henüz gizli propaganda ve yandaş toplama ile
sınırlı olduğu söylenebilir. Bu yıllardan 1930’lu yıllara kadar
tarikatın faaliyeti konusunda veri olmamakta, 1930’lu yıllarla
birlikte tarikatın faaliyetlerini arttırdığı görülmektedir. Buna
göre Saçlı İşanlar’ın başında Kokand’dan gelen Abdumatallib
Satıbaldiyev adlı işan bulunmaktadır. Abdumatallib önce Leninabad
oblastındaki İsfana rayonunun Giyaz köyünde yaşamış. O yerde
“Saçlı İşanlar”ı örgütledikten sonra, Kırgızistan’ın güneyinde
işanlık gruplarını örgütlemek amacıyla Oş’taki “Beş Köprik” köyüne
gelmiştir. Burada kendisine bağlı gezici işan, kalfa ve
müritlerini kullanarak, yeni gruplar oluşturmuş ve işanlık
gruplarını teşkilatlandırıp, onlarla birlikte yeni müritler
kazanmaya başlamıştır. Lenin Jolu Gazetesi’nde yer alan bilgilerde
de 1930’lu yıllarda grubun liderinin Abdumatallip adlı işan olduğu
bir müritin anlatımıyla yer almaktadır.
Ancak esas olarak
daha sonraki süreçte bu tarikat, Orta Asya’da Sovyet yönetimi ile
mücadele yıllarında örgütlenerek güçlenmiş ve Sovyet rejimine
şiddetli muhalefeti ile tanınmıştır. Bu durum gerek resmi
belgelerden gerekse süreli yayın organlarında yer alan Şaçlı
İşanlar ile ilgili haberlerden de görülebilmektedir. Tarikatın
faaliyetlerinde İşanlar ve kalpaların oynadıkları aktif rol
Sovyet kaynaklarında ele alınmaktadır. Mahkeme kayıtlarına göre
hareketin önderi veya önderleri Sovyet rejiminin uygulamalarına
karşı propaganda yürütmekteydiler. Mesela müritlere Sovyet
rejiminin istediği gibi pamuk değil de buğday ekmeleri
söyleniyordu. Ayrıca yeni rejimin uygulamaya koyduğu kolhoz
sistemine karşı da hem onun içine girerek hem de dışarıdan çeşitli
faaliyetler gerçekleştiriliyordu. Saçlı İşanlar hareketine mensup
güvenilir ve yetenekli müritlerin kolhoza girmeleri sağlanarak,
başka müritler sağlamak ve zikirler düzenlekle
görevlendiriliyorlardı. Gazetelerde yer alan bilgilere göre,
Saçlı İşanlar’ın Kolhoz’un yaptığı çalışmaları bozmak için, sufi
gruplarının temel örf-adeti olan zikir-sohbeti kullanarak
propaganda yapıyor ve kalpa ve müritlere sürekli zikir
yaptırılarak, işçilerin kolhoz işlerinden uzaklaştırılmasına
çalışıyorlardı.
Sovyet kaynaklarına
göre 1935 yılının ikinci yarısında “Saçlı İşanlar” tarikatının
gizli faaliyetleri ortaya çıkarılarak mahkemede yargılandıkları
görülmektedir. Mahkeme sürecinde suçlanan 32 kişiden çoğu
cezalandırılmıştır. Bu mahkeme sürecinde görüldüğü üzere tarikatın
o sıradaki lideri Abdumatallib Satıbaldiyev’dir. Bu gelişmeler
Sovyet kaynaklarınca tarikatın sona erdirildiği şeklinde
yorumlansa da, tarikatın bu tarihten itibaren daha da gizli
faaliyetlerine devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu tarihlerde dine
karşı ateizm siyaseti de Sovyetler tarafından yeni yeni uygulama
alanına sokuluyordu. 1936’da yapılan Komünist Partisi’nin Şubat
toplantısında ve “Pravda” Gazetesinde dine karşı propagandanın en
iyi Fergana bölgesinde yürütülmesini ve bu bölgeden en iyi şekilde
faydalanılması gerekliliği özellikle vurgulanmaktadır.
Orta Asya’da “Saçlı
İşanlar” tarikatının Tacikistan, Özbekistan ve Kırgızistan’ın
Fergana Vadisi bölgelerinde faaliyet gösteren birbiriyle
bağlantılı çeşitli grupları olmuştur. Tarikat, Kırgızistan’da
esas olarak Oş, Leylek, Batken, Kızıl Kiya, Suluktu gibi güney
bölgelerindeki yerleşim birimlerinde yayılmış olup, merkezi Oş
şehri olmuştur.
Mambetaliyev’e göre bu
tarikatın güçlenmesinde Sovyetlerin sağladığı dine yönelik
“özgürlükçü” ortamın da rolü vardı. 1935 yılında tarikatın
liderleri hakkında mahkeme sürecinde tanık olarak dinlenenlerden
Özbekistan’lı Alim Aminov “Şaçlı İşanlar” tarikatının kalpası
İbragim kalpa ile olan konuşması hakkında şöyle demektedir:
- Ben akşam,
mescitte divanaların
sohbet ettiğini öğrendikten sonra mescite gelsem, adamlar toplanıp
oturmuş, ortada divanalar var. Rahmanberdi divana “Hikmet” adlı
kitabı okuyup (Ahmed Yesevi’nin kitabı) İbragim kalpa ise
oturanlara bazı sözlerin anlamını açıklıyordu.
- Sizler ne amaçla
insanların kafalarını karıştırıyorsunuz, diye sordum ben.
Mahmudcan divana
bana bakıp, şöyle dedi:
- Sen gazete okuyor
musun?
- Okuyorum, sana ne.
- İyi oku, çünkü hiçbir şeyden
haberin yok. Sovyet iktidarı herkese istediğini yapmaya izin
verdi. Mahmudcan divana oldukça zor Marksizm-Leninizm hakkında,
partinin XVII. Toplantısında görüşülen meseleler hakkında
konuşarak beni şaşırttı. (Mambetaliyev,
1969: 46)
Tarikat mensuplarının Sovyet karşıtı
faaliyetleri gizli gizli devam etmiş, gezici İşanlar ve onlara
bağlı kalpalar, divanalar tarafından yayılmıştır. Buna ilişkin
Kırgızistan’daki Komünist partinin en güvenilir ateizm
uzmanlarından Petraş şu bilgileri sunmaktadır. Ona göre II. Dünya
Savaşı sırasında Saçlı İşanlar, halk arasında Müslüman
ibadetlerinin yerine getirilmesi, Sovyet ordusuyla savaşa
katılınmaması ve savaştan yenik çıkılacağı vb. gibi umutsuzluğa
sevk edici propagandalar yaptıklarını ifade etmektedir. Ayrıca,
Saçlı İşanlar hareketi içerisinde yer alan kişiler arasında asker
kaçaklarından da müritler olduğunu savunmaktadır.
(Petraş, 1981: 81) Yine bir başka
Sovyet dönemi yazarına göre İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı
ortam halkın dine yönelmesine yol açmış, dini ayinler ve kutsal
mekanlara yönelik ziyaretler artış göstermiştir. İşte bu ortam
Saçlı İşanlar gibi rejim karşıtı tarikatların canlanmasına da
zemin hazırlamıştır. (Bayaliyeva, 1981:
56) Daha sonra anlaşılacağı üzere tarikat Sovyet karşıtı
faaliyetlerini gizli gizli sürdürmüştür. Bu kez tarikatın
liderliğini Abdumatallib Satibaldiyev öldükten sonra onun yerine
geçen İşan Tursunbay Madaripov yürütmektedir. Sovyet makamlarınca
ilki 1952 ve ikincisi 1959’da olmak üzere Saçlı İşanlara yönelik
yeni takibatlara girişilmiş ve yargılama sürecine bir propaganda
malzemesi olarak basın organlarında da yer verilmiştir. Konuya
Sovyet ideolojisi doğrultusunda yaklaşan ve Kırgızistan’daki dini
akımlar konusunda uzman olan Kırgız tarihçi Mambetaliyev de
çalışmalarında bu malzemelerden sık sık yararlanmaktadır.
(Mambetaliyev, 1969:36-39; 1972: 52-54)
Burada Sovyet rejiminin amacının yargılama sürecindeki
gelişmeleri kullanmak suretiyle tarikatı ve onun işanlarını halkın
gözünden düşürmek olduğu görülmektedir. Basın yayın araçlarının
sadece Sovyet ideolojisinin hizmetinde olduğu böyle bir ortamda
bu propagandanın belli düzeyde etkili olduğu da söylenmelidir.
Günümüzde Saçlı İşanlar
hareketi faal midir, değil midir kısaca bu konuya da değinmek
istiyoruz. Bu konuda Fergana Vadisi’nin değişik bölgelerinde
gerçekleştirdiğimiz araştırma gezilerine dayanacağız. 1930’lu ve
1950’li yıllar olmak üzere Sovyet rejimi tarafından yok edilmeye
çalışılan bu hareketin bugün aktif olduğuna dair gerek kaynaklarda
gerekse Fergana Vadisi’ndeki araştırmalarımızda herhangi bir
veriye rastlayamadık. Fergana Vadisi’nin Kırgızistan bölümünde Oş,
Kademcay ve Batken bölgesindeki bazı köylerde gerçekleştirdiğimiz
görüşmelerde Saçlı İşanlara değinmediler. Aynı şekilde
Özbekistan’da da Namangan, Kokand ve Margulan’da benzeri bir
tabloyla karşılaştık. Sadece Namanganlı bir şeyh bize “Saçlı İşan”
adının nereden çıktığına ilişkin duyduklarını anlattı. Bu
tarikatın liderinin uzun saçlı ve saçını ikiye ayıran bir şeyh
olması nedeniyle bu adla anıldıklarını ifade etmiştir. Ayrıca
Fergana’da İşantobu Köyü’nde görüştüğümüz Zuparhan Jiyenov
da bize "Biz onlara “Habrik” deriz. Habrikler, Saçlı İşanlar
zikiri tam olarak söylemezler. Onlar uzun saç bırakarak kışın da
karda yürüyebilmişler.” demiştir. Margulan’da ve Kokand’da
görüştüğümüz iki tanınmış din adamı da konuyla ilgili bilgilerinin
olmadığı ifade etmişlerdir. Belki de Sovyet rejiminin Saçlı
İşanlar olarak adlandırdıkları bu hareketin mensupları, değişik
tarikatların üyeleri olup kendilerini bu adla tanımlamıyorlardı.
Bu bakımdan da halk arasında pek bilinmiyordu. Veya bu hareket çok
iyi organize olmuş küçük ama çok etkili bir topluluktu. Bu nedenle
halkın çoğunluğu tarafından bilinmemekteydi. Bu varsayımlar daha
da arttırılabilir. Saçlı İşanlar adı altında Sovyet rejimi ile
mücadele eden hareketin mensupları, 1960’lardan itibaren değişik
tarikatların içerisinde varlıklarını sürdürdükleri tahmin
olunabilir. Bugün diğer tarikatların içinde erimiş olsa da Saçlı
İşanlar hareketi Orta Asya’daki Sovyet işgaline direnişi
simgeleyen önemli bir yere sahiptir. Bunu gösteren de yine Sovyet
kaynaklarıdır. Bu harekete ilişkin yapılacak ayrıntılı
araştırmalarla Orta Asya’nın Sovyet döneminde yaşadıklarına
ilişkin pek çok noktanın da aydınlanacağına inanıyoruz.
KAYNAK KİŞİLER:

Mekkembay Corayev(Kırgızistan,
Batken Oblastı, Kademcay Rayonu, Ak Kiya Köyü)
Hoca Yusufhan
Mahsum (Kırgızistan,
Batken Oblastı, Sur
Köyü)
Mamatsak Ormanov
(Kırgızistan, Batken Oblastı, Kayındı Köyü)
Sabir Kari
(Özbekistan, Margulan İlçe merkezi)
Abdülkadir
Muhammedsıddıkoğlu (Özbekistan, Namangan şehir merkezi)
Züparhan Ciyenov
(Özbekistan, Yezyavan, İşantobı Köyü)
KAYNAKÇA:
Bayaliyeva, T. J.
(1981): Religioznıye Perejitki u Kirgizov i ih Preodolenie,
Frunze, İzdatelstvo, “İlim”.
Belyayev, E. A.
(1957): Musulmanskoye Sektantstvo (İstoriçeskiye Oçerki),
Moskva, İzdatelstvo Vostoçnoy Literaturi.
Bennigsen, Alexandre, Chantal Lemercier-Quelquejay
(1988): Sufi Ve
Komiser, Rusya’da İslam Tarikatları,
Çev. Osman Türer, Ankara, Akçağ Yayınevi.
Bennigsen, Alexandre (2004): “Orta Asya’da
Tarikatlar”, İslam
Dünyası’nda Tarikatlar (Gelişmeleri ve Aktüel Durumları),
Yay. A. Popoviç, Gilles Veinstein, Çev. O. Türer, İstanbul, Suf
Yayınları, s. 51-68.
Demidov, S.M.
(1978): Sufizm v Türkmeni (Evolutsya i Perejitki), Aşhabad,
İzdatelstvo Ilım.
Klimoviç, L. (1936):
İslam v Çarskoy Rasii, Oçerki,
Moskva, Gosudarstvennoye Antireligioznoye İzdatelstvo.
Mambetaliyev,
Satibaldi (1966): Kırgızstandağı Musulman Sektaları,
Frunze, “Kırgızstan” Basması.
Mambetaliyev,
Satibaldi (1969):
Perejitki Nekotorıh Musulmanskih Teçeniy V Kirgizii İ
İh İstoriya,
“Mektep” Frunze.
Mambetaliyev,
Satibaldi (1972):
Sufizm Jana Anıng Kırgızstandagı Agımdarı,
Frunze, “Kırgızstan” Basması.
Smirnov, N. A.
(1930):
Musulmanskoye Sektantstvo,
Moskva, Aktsiyonernoye İzdatelskoye Obtşetvo “Bezbojnik”.
Şülembayev, K.
(Haz.) (1987):
Sovettik Şığıs Respublikalarındağı İslam,
Almatı, Kazakstan Baspası.
Yaman, Ali (2004a):
“Neizvestnie Posledovatel Yasavi v Kırgızistane: Lahçidi,
Allahçidi”, Ahmet Yesevi Üniversitetinin Habarşısı,
Türkistan, No: 1 (43), (Kantar – Akpan 2004), s.152-158.
Yaman, Ali
(2004b): “Kırgızistan’da Bilinmeyen Yesevi İzbasarları: Laçiler”,
Hacı Bektaş Veli
Araştırma Dergisi,
Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Merkezi, (Bahar
2004), sayı: 29, s. 33-47.
Yukarıda özetlenenlerin yanısıra Mambetaliev, müritliğin
aşamalarını şeriat, tarikat, marifet ve hakikat olmak üzere
dörde ayırarak: “...Şeriat, Müslümanlardan talep ettiği
yükümlülükleri ve en küçük ayrıntısına kadar yapmak demektir.
İkinci aşama – tarikat veya sufizmin yoluna girmektir. Bu
aşamada sufi için ortadoks İslam’ın taleplerini yapmak zorunlu
değildir. Sufi tamamiyle isteği ve özgürlüğü ile tarikatın
öğretisine katılıp, İşana, halifeye el verip mürid olur. Ölü
nasıl olursa, mürit de kendi eşanın yanında öyle olması gerek.
Üçüncü aşama marifette “Allah gerçeğine” ulaşarak gözü açılır.
Gözü açılan mürit bu dünyada her şeye kötü gözle bakarak, her
rahatlıktan vazgeçer. En yukarıdaki dördüncü aşama hakikata
geldiğinde sufi Allah ile birleşerek iki damla su gibi bir
birlerine kavuşurlar. Bu kavuşma zikir zamanında ekstaz ile
gerçekleşir...” demektedir. (Mambetaliev, 1966: 17-18)
Oş’ta Saçlı İşanlar’ın halifelerinden Toktosun Harjimeddinov
bunu şöyle anlatıyor: “...Ağır hasta oldum. 1934 yılında
Çayhanede ekmek satarken yanıma bir kişi geldi ve çok şefkatli
bir şekilde hatırımı sordu. Seni işanla tanıştıracağım o seni
problemlerinden kurtaracak ve hayatın da iyileşecek dedi. Çok
geçmeden beni Abdumatallib adlı işana götürdü. Tanımadığım
kişi “Saçlı İşanlar” tarikatına mürit bulan Kokandlı Nabi Kari
adlı kalfa imiş...”. Lenin Jolu Gazetası, 10
Fevral, 1960.
Oş bölgesi
Lenin Yolu Gazetesi’nin 15 Aralık 1959 günkü sayısında, İşan
Madaripov’un “Ben işanlıktan çıktım.” adlı mektubunu
yayınlanmıştır.
İşantobu Köyü’nde
Zuparhan Ciyenov ile
2004 Temmuz ayındaki görüşme notlarım.
|