|
Çankaya'da cemevi açılması isteğinin reddi...
Üstelik de çok yanlış bir yorumla reddi, talihsiz bir tavırdır.
Önce ret süreci ve gerekçesi... Alevi yurttaşların Çankaya
Cemevi Yaptırma Derneği, İmar Planı'nda "ibadethane" olarak
gösterilen arazi için başvurur. Kaymakamlık, Valiliğe...
Valilik, İçişleri Bakanlığı'na... Bakanlık, Diyanet İşleri'ne
gönderir başvuruyu.
Ne ilginç rastlantıdır ki, Türkiye'nin AB'den tarih aldığı 17
Aralık'ta Diyanet İşleri "ret" cevabını verir:
Gerekçe:
"Tekke ve zaviyelerle Türbelerin İlgasına Dair Yasa'nın 1.
maddesi gereği tekke ve zaviyeler kapatılmıştır. İslam
ibadetine mahsus ve usulüne göre açılmış cami ve mescit
dışındaki yerlerin ibadet yeri olarak kabulü mümkün değildir..."
Hoppala....
Peki Türkiye'de 10'larca cemevi var.
Alevi yurttaşlar burada toplanarak ibadet ediyorlar. Bu
cemevleri nasıl açık?
Yasaya aykırı (!) bu duruma, Diyanet, devlet, savcılıklar,
polis seyirci mi?
Elbette değil...
Çünkü, cemevleri, tekke ve zaviye değil, ibadet yeri.
Öyle ki...
1997 yılında, Hacıbektaş'ta devletin tahsis ettiği 43 dönümlük
araziye, cemevi inşaatının temelini o dönemin hükümeti adına
ve Başbakan'ı temsilen Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit attı.
Koalisyon ortağı partilerin genel başkanları törende hazır
bulundular.
Yaptıkları konuşmalarda, "daha önceki yıllarda Alevi
yurttaşlara başta cemevleri olmak üzere bazı yanlışların
bundan böyle tekrar edilmeyeceği" güvencesini verdiler.
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Hacıbektaş'taki yeni
Cemevi ve Külliyesi temel atma törenine "hayırlı olsun"
telgrafı gönderdi.
Yani...
Bütün bunlar, devletin zirvesinden, cemevi temelinin harcını
karan yurttaşa kadar suçüstü hali mi?
Bir yurttaşın nüfus belgesinde din hanesine "İslam" yerine "Alevi"
yazdırmak istemine İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin,
Yargıtay tarafından da onaylanan "Alevilik ayrı din değil,
İslamın alt yorumudur" kararı, Diyanet İşleri'nin dayandığı
diğer gerekçe (!)
Birkaç "marjinalin" dışında kim "Alevilik ayrı din" iddiasında
bulunabilir ki?
İslamın alt yorumu da olsa, Alevi yurttaşlar ibadet yerlerini
özgürce seçerler.
AB ilkeleri ve İnsan Hakları Anlaşması da "herkesin
inançlarını - kamu düzeni, sağlık ve ahlaki sınırlamalar
ötesinde - dilediği mekânda, icra ve yayma hakkını" güvenceye
almıştır. Türkiye hukuk sistemi "Uluslararası hukukun, iç
hukuka hatta Anayasa'ya bile üstünlüğünü" kabul etmiş
bulunmuyor mu?
Yani, o yargı kararı ile Tekke ve Zaviyeler Hükmü böyle
saptırılmamış, doğru algılanmış varsayılsa bile Uluslararası
Hukukla çelişmekte ve geçersiz hale gelmektedir.
Teolojik yaklaşıma gelince...
Kur'an-ı Kerim'de "cami" kelimesi yoktur.
Kutsal kitabımız, "Yeryüzünün tümü sizin mescidiniz" buyurur.
Bu yeryüzü kapsamına elbette cemevleri de girer.
Cemevleri uzayda değil ki...
Kaldı ki...
Cami'nin etimolojisi "cem etmek yani toplanmak" tır.
Anı galerisi
Bir TV programı için gittiğim Üsküdar Cemevi'nde geçen
saatlerin güzelliği belleğimin anılar galerisinde seçkin yere
sahiptir.
Cemevi külliyesine daha ilk adımında gülümseyen Alevi
yurttaşların pozitif elektriği sarmaladı.
Alt katta bir düğün için hazırlık vardı.
Üst kattaki odalarda, resim, bağlama, gitar dershaneleri
gençlerle doluydu. Aralık kapılardan dışarı neşe cıvıltıları
taşıyordu.
Geniş bahçenin bir yanındaki banklarda kış güneşi keyfi
yaşanıyordu.
Öte yanda bir küçük bina klinik olarak kullanılıyordu.
Alevi doktorlar sağlık hizmeti sunuyorlardı.
Alevi yurttaşlar fazla ilaçlarını getirip bırakıyorlarmış.
Ecza deposunda tüm ilaçlar ücretsiz veriliyordu.
Ve...
Cem yerinde ibadete de tanık oldum.
Kaçgöç olmadan... Ama fesat da olmadan...
Kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk tertemiz ruhlarını yansıtarak
topluca ibadet ettiler.
...........
Yeni 1000 yılda, AB'nin şafağında, hâlâ bu satırlara neden
olanlar mahcubiyet hissetmeli.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|