(Alevilik Bektaşilik Araştırmaları Sitesi Editörleri)
(04.04.2002)
20-24 Mart 2002 tarihlerinde C.E.M. Vakfı dedesi Ali
Rıza Uğurlu, zakiri Mustafa Narin ve semah ekibi Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin davetlisi olarak Türkistan’daydı.
Bu ekibe Türkistan’daki çalışma ve gezilerinde, üniversitenin Türkoloji
Enstitüsü’nde araştırmalar yürüten editörümüz Yrd. Doç. Dr. Ali
Yaman eşlik etti. Bu grup önce Türkistan
Valiliği’nin Esimhan Alanı’nda düzenlediği Nevruz kutlamalarına 10
dakikalık bir programla katıldı. Burada bir “Merdan Ali’dir” deyişi söylendi
ve bir semah edildi. Daha sonra yine bu alanda kurulmuş bulunan geleneksel
Nevruz kutlamaları gezildi ve Nevruz çadırları ziyaret edildi. Kazak ve Özbek
Türkleri’nin kültürel motifleriyle bezenmiş bu Nevruz coşkusu gerçekten
görülmeye değerdi.
Yine bu ziyaret çerçevesinde 22 Mart 2002 tarihinde
Ahmet Yesevi Uluslararası Türk Kazak Üniversitesi’nin Kültür
Merkezi büyük salonunda bir “Sultan Nevruz Cemi” gerçekleştirildi. Cem
öncesinde Ahmet Yesevi Üniversitesi mütevelli heyet başkanı ve eski Kültür
Bakanı Namık Kemal Zeybek, Kazakça ve Türkçe olarak özetle bu cemin bir gösteri
olmadığını, bir ibadet olduğunu, semahın da ilahi bir aşk olduğunu Ahmet
Yesevi ile Hacı Bektaş Veli’nin aynı zincirin halkaları olduğunu ifade
eden bir konuşma yaptı. Cemin ardından öğrenci ve öğretim üyesi Kazak
olsun Türk olsun konuklardan bir çok değişik sorular geldi. Bu amaçla
cemden sonraki sohbet uzun süre devam etti.
23 Mart 2002 tarihinde Cem için gelen konuklar editörümüzle
birlikte önce Ahmet Yesevi’nin hocası olan Arslan (Arıstan) Baba’nın Türkistan’a
bir saat uzaklıkta bulunan dergahını ziyaret ettiler. Ardından Ahmet
Yesevi’nin kızı Gevher Ana’nın türbesi ziyaret edildi. Sonra Ahmet
Yesevi Dergahı’nın karşısında bulunan açık alanda deyişler söylendi
ve semahlar edildi. Deyiş ve semahları orada bulunan Kazaklar da ilgiyle
izlediler. Son olarak Ahmet Yesevi’nin görkemli Dergahı ve bölümleri
gezildi. Gezinin bu bölümüne üniversite eşrektörü Prof. Dr. Abdülkadir
Yuvalı, Filoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Kemal Atik ve diğer öğretim
üyeleri de eşlik etti. 24 Mart 2002 tarihinde de konuklar Almatı’ya uğurlandılar.
Bu ziyaretin önemine ilişkin kısa bir değerlendirmede
bulunmak yararlı olacaktır. Köklerini Orta Asya’dan ve dolayısıyla
Yesevilik’ten alan Alevilik-Bektaşilik uzun zaman siyasi ve dini gerekçelerle
görmezden gelinmiş adeta yok sayılmıştır. Çoğu araştırmacılar
Yeseviliğin devamı olarak sadece Nakşibendiliği görmüşler, Alevilik-Bektaşilik
işlerine gelmediği için pek az araştırmacı hariç dikkate alınmamıştır.
Bu yanlış görüşte bugün hala ısrar eden “bilim” adamları bulunmaktadır.
Ahmet Yesevi ile Hacı Bektaş Veli’nin bağı Bektaşi Menakıbnameleri’nde
açıkça yeralmaktadır. Bugün, yüzyıllardan günümüze taşınan Orta
Asya, Kafkaslar, Anadolu ve Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafi alana yayılmış
kültürel yapılanmanın alan araştırmaları yapılarak ortaya çıkarılması
gerekmektedir. Biz zaman içerisinde bu alan çalışmalarının yapılacağına
olan inancımızı vurgulayarak, Türkistan’daki Sultan Nevruz Cemi’nin de
bunun için atılmış adımlardan biri olduğuna inanıyoruz.