1500’lü yılların acımasız siyasi ilişkileri çerçevesinde, dinin nasıl kullanıldığını Yavuz da dahil Osmanlı padişahlarının, -halife olan olmayan- hiç birinin Ehl-i Sünnet’e göre İslam’ın beş şartından biri olan “Hacca gitmek” şartını yerine getirmediklerini tarihten biliyoruz. Bizim anlı şanlı ilahiyatçılar ve tarihçiler söz buraya gelince, kılıktan kılığa, renkten renge girip neden hacca gidilmediğine bahaneler bulmak için kıvranır dururlar. Kardeşlerini, babalarını, vezirleri acımasızca öldürüyorlar, haremin hali ortada, ama nedeni şudur, diye boşuna çabalarlar! İslam doğruluğu emretmiyor mu? Bu nasıl dürüstlük, güzel ahlak! Bu nasıl din anlayışı, demek ki din bunlar için bir elbiseden, biçimden ibaret araçtır.
Emevi Kralı zalim Muaviye de Sıffin Savaşı’nda yenileceğini anlayınca nasıl Kur’an-ı Kerim’in sayfalarını mızraklara saplamamış mıydı? Neymiş Kur’an hakem olsunmuş? Bir insan hangi dinden, mezhepten, meşrepten, ırktan olursa olsun, yalancılığı, tarafgirliği normal bir şey gibi görüyor ve dününü, bugününü ve yarınını bunun üzerine bina ediyorsa vay o insanın haline! Vay bu insanların oluşturduğu topluluğun haline!
Bugün hala bu ülkede Yavuz’un Osmanlı’nın sonunu hazırlayan mezhepçi yönetim anlayışını görmek yerine, “keşke Yavuz Anadolu’da Kızılbaşların kökünü kazısaydı” diye TV ekranlarında konuşan insanlıktan ve bilimden nasipsiz zevat arzı endam edebilmektedir. Ben burada bu tarihçi bozuntularının isimlerini dahi vermek istemiyorum. Bu zavallılara sadece şunu soruyorum:
Safevileri bertaraf etmek uğruna, Anadolu halkını ulemadan da “siyasi fetva”lar alarak Kızılbaş-Ehl-i Sünnet diye ikiye ayıran Osmanlı daha sonra belini doğrultabildi mi? Bugün hala tarihin bu karanlık sahnelerini allayıp pullayıp anlatarak ve mezhepçilik yaparak kazançlı çıkacağını mı sanıyorsun? Alevi- Sünni ayrılığının bu ülkeyi ne hale getireceğini anlamayacak kadar idrakten dahi yoksun musun? Eğer bu değilse bu kişiler, bu meseleden beslenen başkalarının çıkarlarına hizmet eden şahıslardır.




2013 yılının 26 Şubat gecesi Azerbaycan’ın ve Türk Dünyasının değerli tarihçilerinden olan ve tüm akademik hayatını Kızılbaşlar’ın ve onların önderi Şah İsmail Hatayi’nin tarihine adayan Prof. Dr. Oktay Efendiyev 87 yaşında Bakü’de vefat etmiştir.
